BİR MUCİZEDİR YAŞAMAK

AYL_2183 (2)

Çok değil, yalnızca birkaç yıl öncesine kadar, bolca kişisel gelişim, felsefe, psikoloji kitapları okur, seminerlere katılır, kana kana bilgi toplar ve buralarda yer alan egzersizleri uygular, çalışmaları yaparken, aslında farkında olmadığım şey, tüm bunların zihin ve mantık adına birikim olmasına karşın, “içsel deneyim” içermediğiydi.

Bazı bedensel rahatsızlıklar ( bel fıtığı ameliyatları, reaktif hipoglisemi, yüksek tansiyon, sonunda meme kanseri.. ) üstüste gelip dikkatimi çekerek  “dur! ters giden birşeyler var!”  diyene kadar da, yalnızca donanımlanmaya devam ettim. En son meme kanseri ameliyatı sonrası, kemoterapiden önce aldığım bir dizi NEFES terapileri, benim tedavi süresini oldukça kolay atlatmamı sağlayınca, NFS Master Academy’nin kurslarına, seminerlerine, eğitimlerine katıldım. Bu süreçte, diğer fıtık, şeker, tansiyon sorunlarının da hızla yok olduğuna şahit olduğum gibi, sıklıkla herkesin “sürekli gençleşiyorsun”, “çok iyi görünüyorsun” gibi olumlu yorumlarını duydum. Kendimle, özümle bir bütün halinde olabilmenin derin huzur ve keyfini deneyimledim.

Tüm bunların ışığında, benim yaşamakta olduğum muhteşem deneyimi daha yüksek seviyelere taşımak ve bunu herkesle paylaşabilmek adına, mimarlık ve şarkıcılık mesleğimin yerine, kendimi NEFES‘e tümüyle adayarak NEFES KOÇU olmayı seçtim.

Yaşamın kendisinin bir “mucize” olduğunu ve sonsuz mucizeleri içerdiğini, kaynağımızın sınırsız ve akış içinde olduğunu, geçmiş zamanın değişerek kazanılabileceğini, dışsal gerçeğin tümüyle içsel gerçeğimizin yansıması olduğunu, NEFES’i deneyimleyen ve sayısı her gün artan yüzlerce, binlerce belki yüz binlerce insan idrak etmekte.

Bu yazı dizisinde, ben ve benim gibi “Mucize Bilinci” ne geçiş yapmayı seçmiş olanların deneyimlerine ve idraklerine dair yazmayı planlıyorum.

Hiç lunaparka  gidip, şu santrifüjlü oyuncaklara bindiniz mi? Hani şu kendi ekseni etrafında son sürat dönüp, hatta bir an durup ters yöne dönenlere…? Tüm dünya orada, sizin dışınızda deli gibi dönmektedir ve merkezde yalnızca siz varsınızdır. Dikkatinizi, fırıl fırıl dönmekte olan dışarıya vermeye, hele ki herhangi bir nesneye, görüntüye tutunmaya kalkarsanız herşey karışır, darmadağın allak bullak olur. Mideniz bulanmaya, başınız dönmeye başlayabilir. Hastalık halidir hissedilen. Oysa tüm dikkatinizi, kendinizde, içinizde odaklar ve teslim olursanız bundan keyif bile alırsınız. Sanki bir tek siz varsınızdır ve hatta siz olarak düşünüp ifade ettiğiniz beden bile değildir orada olan. Yalnızca bir merkezde olma halidir. Ve merkezin dışında da, tüm çevrenizi, tüm dünyayı, tüm evreni kapsayanın bu merkezde ve dengede olma halinizin olduğunu ve bunun varoluş biçiminiz olduğunu deneyimleyebilirsiniz.
Aynı yaşamda olduğu gibi. Dışarıda olup biten herşey olmakta ya da oldu. Geçmiş ve gelecek buna dahil… olmakta ya da oldu. Sen ya da ben ise kendi merkezlerimiz içinde nefesimizle, düşünce sistemimizle olup biteni izlemekteyiz. Dengede ve sağlıklı kalmak ve hatta arızaların düzelmesi mümkün. Kendi içselimize, özümüze doğru hareket ettikçe, eşzamanlı olarak dışa doğru bu farkındalık alanının genişlediğine ve tüm herşeyi kapsadığına tanıklık ederiz. Farkındalık enerjisini nereye odaklarsak, onun enerjisini, kapsamını, alanını büyütürüz. Mucizelerin gerçekleştiği yolculuk tam da burasıdır. Çünkü içimize yolculukta deneyimlediğimiz, aslolan şey HAKİKAT’tir.  Bu alanda, sahip olduğumuz insan bedeni içinde, dünya gerçeği dahilinde en mükemmel ihtimalleri yaratmaya başlarız.

Kendi merkezimize, yani şimdiki ana, HAKİKAT’e odaklanmanın yöntemi ise, nefesimizi izlemekle başlıyor. Ve bunu büyütmek HAKİKAT’le bu beden arasında ki köprüyü güçlendirmek ve genişletmekle mümkün. Doğal nefesi, doğduğumuz andan itibaren sahip olduğumuz halde zamanla sınırlamalar, limitler koyduğumuz nefesi tekrar hatırlayarak, HAKİKAT’le bağlantıda olur ve mucizelerimizi yaratırız.

Bu yazı köşesinde, her hafta yaşamın mucizelerinden paylaşımda bulunuyor olacağım…

Işık ve sevgide kalalım…

9 Aralık 2013

Bir mucizedir yaşamak!